İLÇE EKONOMİSİ
İlçemiz, Türkiye’deki ilçeler içinde fakirlik sınırında olan on ilçe arasında yer almaktadır. Yeni Yüzyıl Gazetesi’nin 14 Kasım 1996 günkü sayısında yayınlanan DİE’nün raporunda, ülke genelindeki dengesiz milli gelir dağılımı bir kez daha gözler önüne serilmiştir. DİE tarafından ortaya konulan ve ilçelerin ülke ekonomisine katkısını gösteren tablo, bilinenin aksine Doğu ve Güneydoğu Anadolu kadar Karadeniz ve Orta Anadolu’daki yerleşim merkezlerinin de fakirlik sınırında olduğunu göstermektedir. Az gelişmişlik listesinde ilk on sırayı alan ilçelerin ekonomiye toplam katkıları 1 trilyon 665 milyar lira olmuştur. Bingöl Yayla dere ve Yedisu, Erzincan Otlukbeli, Giresun Çamoluk, Konya Yalihöyük, Rize Hemşin, Eskişehir Han; Tokat Başçiftlik ve Afyon Kizilören’in toplam üretimi İstanbul’un Şişli İlçesi’nin 100’de birini ancak bulmaktadır. Fakirlik sınırında olan Han ilçe yapılmıştır. Ancak Han’ın gelecekteki durumunun ne olacağı belli değildir. İlçe yapılan bir yerin ilçeliği taşıyıp taşıyamayacağı dikkate alınmalıdır. Han’ı ilçe yapmak Han’ı kurtaramamıştır. Bir kere Han’da Han için faydalı olabilecek müteşebbis yoktur. Bütün genç nüfus ilçe dışındadır. İlçede kalan nüfus orta yaşın üzerindedir. Bunların çoğu da iş yapma kapasitesini yitirmişlerdir. Bir çoğu dışarıda, diğer illerde çalışan çocuklarının eline bakmaktadırlar. Onların göndereceği üçbeş kuruş ile geçinmektedirler İlçenin arazisi dardır, kıraçtır, taşlıktır, verimsizdir. Böyle olunca da arazinin büyük bir kısmı ekim dışı kalmaktadır. Ekilen, nispeten verimli olan çok küçük bir alandaki arazi ise herkesin elinde yoktur. Bu kesimden az bir kimse yararlanabilmektedir. İlçe hayvancılığa elverişlidir ancak, yukarıda belirttiğim gibi yaşlı kesim bu işi başaramamaktadır. Anlaşılacağı üzere çiftçilik ve hayvancılık konularında vatandaşın bir ilerleme kaydetmesi mümkün görülmemektedir. İlçe belediyesi de aynı oranda fakirdir. Öyle zamanlar olmuştur ki memurun maaşını verememiştir. Böyle bir belediyenin ilçe için yatırım yapması, iş sahası açması, işsizliğe çare olması imkânsızdır. Belediye bu nedenle asli görevleri olan altyapı hizmetlerini, imar uygulamalarını ve benzeri işleri yapamamaktadır, kendi yağı ile kavrulamamaktadır. Devlet yardımları ise ancak memur maaşına yetmektedir. Belediyenin birkaç işyerinden geliri bir memurun maaşının yarısını bile karşılayamamaktadır. İlçe ana yollardan uzak, sapa, gelişmeye kapalı bir köşede kalmıştır. Han, artık Roma-Bizans-Selçuklu-Osmanlı dönemlerindeki o şaşaalı devrini çok gerilerde bırakmıştır. Han, artık tarihteki o beş ayrı istikametten gelen antik yolların birleştiği yer değildir. Bu kavşak yolların artık adı bile unutulmuştur. Türkiye’nin en az gelişmiş, fakirlik sınırında olan Han İlçesi’nin geleceği ne olacaktır? Han bir ilçe olarak ilçeliğin gerektirdiği bir takım gelişmeleri yakalayamıyor. Han’ı bir köy veya kasaba olarak düşünemeyiz. Adı ilçe olmuş, köylükten, kasabalıktan çıkmıştır. Ancak vatandaş henüz ilçeliğe alışamadı. Anlaşılacağı üzere Han, ne bir köy, ne bir kasaba ne de bir ilçedir. Öyleyse Han’ın kurtarılması için çare nedir? Çareyi ilçe yapanlar düşünsün diyemeyiz. Madem ki ilçe yapılmıştır, gelişmesi, geliştirilmesi gerekir. Her şeyden önce çevre ilçelerle olan bağlantılarının yapılması, ilçeden komşu ilçelerin ulaşımının sağlanması gerekir. Gelişmeyi getirecek bir takım avantajların verilmesi gerekir. Ne yazık ki Han hudutları içinde bir fabrika kurulacak ham madde tespiti yapılmamıştır. Bu bir dezavantajdır. Ama her halükârda bir takım projeler yapılmalıdır. Yoksa ilçeliği trilyonlara malolan bir köyü ilçe yapıp bir kenarda unutmak, kendi kaderine terketmek sadece devlete zarardan başka bir şey kazandırmaz. Han, Anadolu’da tarihi kültür varlıkları bakımından çok zengindir. Yaklaşık 5.500 yıllık bir tarihi geçmişi vardır. Hele Hititlerden başlayıp, Phrygler, Romalılar ve Bizanslılar dönemi kültür varlıkları son derece yoğundur. Romalılar döneminden kalma altı adet tarihlerde adı geçen şehir kalıntıları vardır. Onbeş-yirminin üzerinde de köy tipi yerleşim yeri kalıntısı vardır. Bütün bu kalıntılar Han için bir zenginlik kaynağıdır. Öyleyse bu kalıntılardan istifade edilmelidir. Bu konuda Kültür Bakanlığı ve Turizm Bakanlığı yetkilileri işbirliği yaparak tanıtım kampanyası hazırlamalı, kazılar yapılarak değerli kalıntılar yeryüzüne çıkarılmalıdır. Han İlçesi’nin altındaki Yer altı Şehri açılarak Midas City’e gelen ziyaretçilerin burayı da ziyaret etmeleri sağlanmalıdır. Afyon ve Seyitgazi yolları açılarak bu bölgelerden gelen turistlerin Han’dan geçmeleri sağlanmalıdır.Turistin konaklamasına, ihtiyaçlarını karşılamasına yardımcı tesisler yapılmalıdır. İlçeye gelecek hareketle belki de diğer illerde yaşayan Hanlılar geri dönerek yatırım yapma imkânı bulacaklardır. Bilhassa Roma ve Bizans dönemi şehir kalıntıları üzerinde çalışma gerekmektedir. 11. ve 12. yüzyıllar ilçemiz için önemlidir. Bu dönemler arkeolojik araştırmalarla ortaya çıkarılmalıdır. Hem bu suretle kaçak kazıların da önüne geçilecek, yeraltında bulunan o dönemin nadide eserlerinin kaçırılması önlenecektir. Bu tip bir çalışma köylerimizi de kapsayacağından, oralara da bir canlılık getirecektir. İlçe merkezinde, mücavir alanlarda ve köylerde bulunan güzel tarihi kalıntıların büyük bir çoğunluğunun fotoğrafları tarafımdan alınmıştır. Ancak bu kâfi değildir. Bunun yetkililer eliyle listelenerek, arşivlenmesi gerekmektedir. Avlu duvarlarında bulunanlar derhal korumaya alınmalıdır. Bina duvarlarında bulunanlar ise geçici bir süre için bina sahiplerine zimmetlenmelidir. Taşınabilir küçük parçalar listelenerek bir merkezde toplanmalıdır. Bu suretle kaçakçılığın önü alınacaktır. Bütün bunların yapılabilmesi için Han’da bir kapalı ve açık müze teşkil edilmelidir. Böyle bir müze kurulursa binlerce eserin toplanacağına eminim.