Friglerin kuvvetli ve zayıf oldukları her devirde önemini kaybetmeyen şehir her yönüyle bugün bile bir Frig şehri hüviyetini taşımaktadır. Üç tane yazılıkaya vardır. Büyük Yazılıkaya olarak adlandırılan eser, Frig krallarından Midas’ın anıtı olarak bilinmektedir. İkincisi bu anıtın arkasında takriben 500 m mesafedeki Bitmemiş Anıt, üçüncüsü ise Yazılıkaya Mahallesi ile Çukurca Mahallesi arasında Tabii Sit Bölgesindeki Arezastin Anıtı’dır.
            Yazılıkaya’daki yerleşim yeri kayalık bir platform üzerinde ve MÖ 3500 yıllarına, yani tarih öncesi çağlara dayanır. Bu tarihlerde küçük bir köy iken MÖ 2000 yıllarına doğru büyüyerek bir şehir haline gelmiştir. Bu tarihten sonra Hititlerce genişletilmiş ve etrafı kale duvarı ile çevrilmiştir. Hititlerin kendi stil anlayışı ile yaptıkları kaya kabartmaları her ne kadar tabiat şartları ve diğer uygarlıkların yıkımından zarar görmüşlerse de, bir kısmı günümüze kadar gelebilmiştir. MÖ 1200 yıllarından sonra bölge ile birlikte Frig hakimiyetine giren şehir, gelişerek zamanının ünlüleri arasına katılmıştır. Bu çağda şehir muazzam kale duvarları ile takviye edilmiştir. Platform düzlüğünde temelleri kayaya oyulmuş büyük mabet ve iskan yerleri kurulmuştur.         
 
 
            Yine bu çağda etrafındaki ova ve yol kavşaklarına hakim olan şehrin nüfusu bir hayli artmıştır. Bu sebeple mabetler, sunak yerleri, anıtlar, dünyanın en büyük su sarnıçları ve karlıklar yapılmış, yollar arttırılmış ve kenarları kaya kabartmaları ile süslenmiştir. Sağlam kale duvarlarının içinde su sıkıntısı çekilmemesi için su sarnıçları çoğaltılmıştır. Bu sarnıç ve karlıkların önünde nöbetçi kulübeleri bulunmakta ve sarnıçlar devamlı kontrol altında tutulmakta idi. Bazı sarnıçlara ise şehirden kayaya oyulmuş gizli yollarla gidiliyordu.
            Midas Anıtı şehrin en görkemli eseridir. Alınlığın üzerinde Frig yazıları olmasından (Yazılıkaya) ve bu yazı içinde Midas kelimesinin geçmesinden de Midas Anıtı olarak adlandırılır. Cephesi geometrik süslü olan anıtın ahşap tarzı işlemeli olduğu ve üzerinde Frig yazıları ile alt ortada nişi mevcuttur. Zamanında bu nişin içinde Kybele (Ana Tanrıça) heykeli vardı. Anıtın önünde ve güney zemininde yapılan kazılarda ise ibadet için yapılmış sunak yerleri ortaya çıkarılmıştır.
            Frig yazısı henüz çözülemediğinden anıtın üzerindeki yazılar tam olarak okunamamıştır. Ayrıca pek çok Frig kralına Midas denildiğinden anıtın tarihi hakkında kesin bilgi edinilememektedir. (MÖ 6 yy olduğu iddia edilmektedir.) Bu çağda Frig halkı Ana Tanrıça’ya tapmakla birlikte, bütün Anadolu’da olduğu gibi, güneşi de kutsal sayıyorlardı. Bu sebeple şehirde yapılan bütün anıt ve sunaklar doğuya bakmaktadır. Yalnız bunlardan ayrı olarak batıya yapılmak istenen bir tanesi (Bitmemiş Anıt) tamamlanamamıştır.
            MÖ 300 yıllarında şehir zayıflamaya başlamıştır. Arkasından sık ve uzun süren savaşlar, iktisadi sebepler, kuruyan su kaynakları ve sarnıçlardan su temininin zorluğu, şehrin tamamen ter edilmesine sebep olmuştur. Roma çağında küçük bir iskan gören şehir, daha dini maksatlarla tahrip edilmiş, Bizanslılar da bu anıt ve mezarları kendilerine mal etmek için tekrar tahrip etmişlerdir. Nihayet Osmanlı çağının sonunda şehrin kuzeyinde bu günkü köy kurulmuştur. Bu bölge, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu’nun 01.04.1988 gün ve 143 sayılı kararı ile I.derecede Arkeolojik Sit ve I.derecede Tabii Sit Alanı olarak tescil edilmiştir. Bunlara ilaveten Yazılıkaya civarında kuzeyde Kocabaş Kale, Gökgöz Kale, Pişmiş Kale, Akpara Kale adlarında kaleler ve çam ormanlarıyla kaplı muhteşem manzara görülmeye değer.